Batı Felsefesi,  Felsefe,  Helenistik Çağ Filozofları

Epikür ve Epikürcülük Felsefesi -Haz, Ölüm, Atom Üzerine…

Epikür (MÖ. 341-270)

Aristotelesin ölümünden sonra Helenistik Felsefe’de etkili olan filozoflardan Epikür, bir pratik ahlak felsefecisidir. Demokritos’un atomculuk öğretisini benimsemiş ve kendinden bir şeyler katarak geliştirmiştir. Aristoppos’tan sonra hazcı (hedonist) filozofların arasında ilk ve en etkili düşünür olarak adını felsefe tarihine yazdırmıştır. Epikür öğrencilerine eğitimlerini Atina’daki bir bahçede vermektedir. Bu yüzden onun oluşturduğu topluluğa “Bahçe Okulu” da denmektedir.

Epikür Hazcılığı –Epiküros’un Epistemolojisi

Epikür, iyi yaşamın anlamını mutlu olmaya dayandırmaktadır. Onun felsefesi dışarıdan sadece zevk felsefesi gibi gözükse de, amacı iyi yaşamın anlamını içtenlikle ortaya koymaya çalışmasıdır. İnsan iyi yaşam sürebilmek için benmerkezci bir tavırla mutluluğa gitmeyi arzulamalıdır.

Epikuros, acı ve haz ayrımına giderek; insanın her zaman hazzı seçmesi gerektiğini söyler. Bu haz maddi olan şeylere özgüdür. İnsan ona acı veren şeylere değil, haz veren güzel şeylere yönelmelidir ki; bu da kaba anlamda bir zevk (hedone) ya da şevk değildir. Aksine beden alanında tamamıyla acısızlık ve ruh alanında da tam bir dinginlik arayışıdır. Dinginlik arayışı bize bol, güzel nimetleri veren varlığın kendisinden zevk alıştır. “Vur patlasın, çal oynasın” gibisinden boş bir haz anlayışı değildir, onun düşünceleri. Epikürcü kimse her zevke el atmaz aşağılık ve bayağı zevklere ise asla! Aramaya değer hakiki haz ve hazlar vardır. Onları aramayı ve bulduğunda ise tadını çıkarmayı öğütler.

“Ziyafetler ve içki alemlerinde ya da rastgele sevgi zevklerinden başımızı kaldırmazsak, aramaya değer hakiki zevki elde edemeyiz. Zenginlik, şan ve nüfuza da hiçbir değer vermemek lazımdır.”

“Eğer acıların ardından o derece büyük ve değerli zevkler bekleniyorsa bazen o acılara da cesaretle katlanmalıyız.”

Epikür Atom ve Boşluk – Epiküros Ontolojisi

Epikür’e göre, var olan her şey iki türden şeye indirgenebilir. Atomlar (Atomoi, somata) ve boşluk (Kenon,khora). Varlık, birleşik olan cisimler ve söz konusu birleşik cisimlerin kendilerinden meydana geldiği birimler olarak atomlardır. Ve atomlar en küçük “şey” olmalarından dolayı, değişmez ve bölünemezdir. Boşluğun sınırsız olması gibi atomlarında sayısı sınırsız ve sonsuzdur. Bir atom değişmezlik ilkesinden dolayı varlığa gelmiş olamayacağı gibi, yok olup gitmez de. O değişmez, nicelik bakımından azalmaz veya çoğalmaz. Atom homojen bir birimdir.

Özgür İrade Vardır!

Atomların aynı zamanda şekil ve biçimleri vardır. Farklı şekil, biçimlerden birleşmiş olması onları algılanamaz olmaktan çıkartır. Ve atomların ağırlıkları vardır, der. Yere düşmeleri ve yukarıya doğru harekete direnç göstermelerinin sebebi bu’dur.

Epikür ve Demokritos Ayrımı

Epikür’un hareket açıklaması onu Demokritos’tan ayırmaktadır. Demokritos atomların aşağı yukarı hızlı bir şekilde hareket ettiğini ve çarpışmalarından dolayı birbirlerinin hareketlerini değiştirdiğini, sürekli olarak yeni bir düzen oluştuğunu söyler. Evrenin düzen oluşumundaki bu sürekliliğin nedenselliği vardır ve bu düzen bilinebilir. Epikür bunun tam aksini söylemektedir. Evrenin tutumu önceden bilinemez ve atomlar arası çarpışma da olmamaktadır. Demokritos’un  determinist tutumundan oldukça uzak durmaya çalışmıştır. Bunun sebebi ise; Epikür’ün insanda irade ve seçme özgürlüğüne açık kapı bırakmak istemesidir.

“Her şey rastlantı sonucu meydana gelir!”

Epiküros’un Ruh Bilgisi ve Zihinsel Etkinlik

Epiküros’a göre her şey maddi olarak vardır. Ruh ve beden, zira Tanrı bile öyledir. Beden atomlardan oluşur, ruh ise maddi olan formdaki atomlardan farklı olarak daha ince ve küresel yapı da “ruh atomları” ndan meydana gelir. Zihinsel faaliyetlerde ruh atomlarının birbirine değmesiyle oluşmaktadır. Bir şeyin canlı olması, içinde ruh atomlarının barınmasındandır.

“Canlı bir varlık öldüğü zaman, ruh atomları, atomların söz konusu canlıyı meydana getiren düzeninden ayrılıp gider ve geride yalnızca cisimsel atomlar kalır.”

Epiküros ve Ölüm

Ölüm her zaman bir sorun teşkil etmiştir. Dinler, felsefeler, ideolojilerde ölüme ve sonlu bir yaşama anlam yüklemeye çalışmak için ortaya çıkmıştır.

Epikuros’un felsefesi, ölüm sorununu kendi içinde kökten halletmiş gibidir. O ölümü şöyle tanımlar;

“İnsan vücudu maddi ve ruh atomlarından meydana gelmektedir. Bu atomlar bölünemez ancak diğer atomlarla birlikte hareket ve değişim içindedir. Bazı atomlar bizden ayrılıp gider, bazen yenileri gelir. Ve biz yaş aldıkça hayatı sürdürecek atomların kaybı, insandan olsun başka nesnelerde, hatta dünyada olsun alınanlardan fazla olursa o zaman o cisimde bozulmalar başlar ve gittikçe de artar. Böyle atomların bileşim ve örgüleri başka atom kümelerinin tesiriyle parçalanacak olursa bu cisim atomlarına ayrılır. O zaman canlı yaratıklar ölmüş olur.”

Tıpkı bedenimizde olduğu gibi ruhumuzda atomlardan meydana geldiği için ölümümüzle birlikte kendini meydana getiren atomlara ayrışır. Bu sebeple organizmanın dağılmasından sonra ruhun yaşaması diye bir şey yoktur.

Ölümümüzden sonra bizden dağılmış, uçuşarak birbirinden uzaklaşan ve yeniden başka organizmaların kuruluşunda malzeme olarak atomlardan başka bir şey kalmaz.

Ölüm Bizi İlgilendirmez!

Epikuros, ölüm korkusunu yenmek ve takipçilerini bu korkudan azat etmek istemiştir. Çoğu din ve felsefede ölüm korkusuna çözüm olarak “öteki dünya” tasviri oldukça akıllıcadır. Ancak yeterli değildir. Korkuyu tam olarak ortadan kaldırmamaktadır. Korkuların olması Epikür’e göre, mutluluğa, hazza ulaşmanın önünde engel teşkil etmektedir ve ortadan kaldırılmalıdır.

Ölüm geldiğinde kişilik olarak bizden bir şey kalmamaktadır. Ölüm varsa artık biz orada değilizdir. Ve düşünce sindirilirse, ölümden sonra ruhumuzun mukadderatı hakkındaki bütün korkularımız ortadan kalkmış olur, çünkü ruh ölümden sonra ne mükafat görebilir ne de cezalandırılabilir. Ölüm korkusu gereksizdir. Yaşadığımız sürece ölüm yoktur. Öldüğümüzde ise; öldüğümüzün bilincinde olmayacağızdır. Yaşamımız bir taneciktir ve bu yaşamda mutlu olmamız, dünya nimetlerinden faydalanmamız, hazzı aramamız gerekmektedir. Bunun için ruhumuzun tüm güçlerini seferber etmeliyiz.

“Eğer biz varsak ölüm orada yoktur, eğer ölüm orada ise, o zaman artık biz yokuz.”

Epikuros ve Tanrı

Epikür topluluğu hiddetli, öfkeli, ruha korku salan bir Tanrı tasvirini reddetmektedir. Onun Tanrı’sı da ruh, maddi şeyler gibi atomlardan oluşmuştur ve insanın üzerinde yönlendirici; denetleyici bir etkisi yoktur. Onun için bilimde, felsefede vicdanlara korku salan, bizi acıya sürükleyen Tanrı kavramını reddetmek için kullanılmalıdır.

“Bizi sağken de, öldükten sonra da tehdit edebilen Tanrılardan, onların hiddetlerinden ve cezalarından korkma! İnsanların bütün işlerinde mutluluklarına zehir katan, onların ruh dinginliğini bozan ve yok eden bu korku da tamamıyla sebepsizdir.”

Epikür bir ateist olarak değerlendirilse de, tanrıların varlığını hiçbir zaman inkar etmemiştir. Rüyalarda görülen doğaüstü güzellik ve kuvvetteki varlıkları uyanıkken gözümüzün asla görmemiş olmasından tanrıların var olduklarını intikal eder. Ama;

“Bir tanrının özelliği olarak ölümsüzlükten başka, asla bulunmayan bir mutluluğu gördüğü için, heyecan tanımayan, şu halde sevgi ve kinden de uzak olan tanrıların biz insanların hayatı üzerinde asla tesirleri olmayacağı inancına da varmıştır. Onlar ne kimseyi mükafatlandırırlar ne de cezalandırırlar; bize aldırış bile etmezler; kozmik oluş yok oluşlarla da hiçbir alakaları yoktur. Onlar tam ihtirassızlık ve değişmezlik içinde, kozmoslar arasındaki uzayda “Metakozmos”larda yaşarlar.”

Böylelikle Epikür ikinci korkuyu papazların, imamların, hahamların tanrıların gazabıyla tehditlerini de insanların hayatından söküp atmıştır.

“… doğruluk, yüksek duygululuk ve akıllılıkla yaşanmazsa mutlu olarak yaşamak mümkün değildir. Doğanın çizdiği yolda aklın idare ettiği bir hayat aynı zamanda mutlu bir hayattır.”

Epikürosçuluk ve Hıristiyanlık

Epikürosçu topluluk, birçok açıdan bilimsel bir okuldan çok, erken dönem Hıristiyan Kilisesi’ne benzemektedir.  Sevgi ile birlikte birbirine kenetlenen, cinsiyet ve sosyal statü gibi farklılara karşı yansız bir tutumdadır. Hıristiyanlığın “aşk ziyafetleri” olarak yaşlılara, kadınlara, çocuklara verilen destek ve ilgi üzerine düzenlenen ziyafet, Epikürosçuluk’ta da görülmektedir. Epiküros’un düzenlediği yardıma ihtiyacı olanlara yardım etmek üzerine her ay toplanırlar.

Ve aynı zamanda öğretmenlerini bir mesih olarak gören, hocasının öğretilerini içinde barındıran  “Kathegemones” dışında hiçbir şey okumayan Epikürcülük, eleştiriyi ve özgür soruşturmayı şeytanın işi olarak görerek İncil dışında hiçbir şey okumayan Hıristiyanın prototipini verir.

Bu iki toplulukta dönemin yaygın dinsel inançlarla alaylarını da saklamamışlardır. Özellikle Epikürosçular ateist suçlamalarından temize çıkamamışlardır. Farklı bakış açılarıyla iki kesimde üst tabaka ve halk tarafından dışlanmışlardır. Rivayete göre;

“İskender, sadık olmayan Hıristiyanları ve Epikürosçuları, resmi olarak dışlamak için mistik bir tören başlatır. İbadet sırasında “Hristiyanlardan uzak durun!” diye bağırır, toplulukta bu bağırışa “Epikürosçulardan uzak durun!” diyerek cevap verir. İskender’in gözünde Hıristiyanlar ve Epikürosçular, tamamen kafir iki bedendir.”

Temelde oldukça döneme karşı benzer aykırılığı içeren bu iki topluluk, içerik bakımından taban tabana zıttır. Hıristiyanlık güçlü ve dogmatik bir havaya bürününce, doğal olarak Epikürosçuluk’un teoloji karşıtı düşünceleriyle şiddetli bir çekişme olacaktır ve Lactantius gibi yazarlar (MS. 3. Yüzyılın sonu) Epiküros’u ağır hakaretlerinin hedefi haline getireceklerdi. Bunun getirisi olarak da Epiküros’tan günümüze kalan fragmanların sayısını çoğaltmada bize bilinçsiz bir katkıda bulunmuş olacaklardır.

Kaynakça:

  • Epikuros  Madde, Haz ve İnsan – Alfred Edward Taylor
  • Özdeyişler Mektuplar ve Aforizmalar – Epiküros
  • Bilgi Felsefesi – A. Kadir Çüçen

Bir yorum

  • Murat

    Epiküros hakkındaki bu yazınız gerçekten doyurucu nitelikte olmuş özellikle de alıntılarla desteklediğiniz kategoriler çok güzel olmuş tebrik ederim devamını bekliyoruz…